Bugun...


İsmail Karaoğlan

facebook-paylas
Yine yobaz, yine dindar cehaleti...
Tarih: 01-08-2022 21:55:00 Güncelleme: 01-08-2022 21:55:00


Yine Yobaz, Yine Dinbaz Cehaleti. Dindarla dinci arasında uçurum kadar fark var. Dindar kendini inandığı dine adar, Allah’la kendi arasına hiç kimsenin girmesine müsaade etmez. İnancını samimi duygularıyla muhafaza eder. Kimsenin inancıyla uğraşmaz, kimsenin ibadetine karışmaz, kimsenin yaşam biçimine müdahale etmez. Dinci ise tam tersidir. Herkesin kendisi gibi yaşamasını ister. Başkasının inancını sorgular, ibadetinde kusur arar, yaşam biçimini yargılar hatta kendince hüküm koyar. Dincilerin bu ithamları bugünün modası değil. Yüzyıllardır değişmeyen amaçları, her şeyi kendi çıkarında yorumlayan bağnaz ve kurnaz çevreler yaratmaktır. Dinci, hangi dönemde olursa olsun, kara sinsiliğiyle kendilerine muktedir makamlar yaratmak istemiş ve dünyanın nimetlerinden faydalanmaktan vaz geçmemişlerdir. Dincilerin sözde vaaz niyetine söyledikleri ile sürdürdükleri yaşam örtüşmez. Sizi bir lokma bir hırka edebiyatıyla telkin ve tavsiye bombardımanı altında tutarlar fakat kendilerinin yedikleri önlerinde, yemedikleri arkalarındadır. Size kanaatkârlığı, cömertliği dini vecibe şeklinde sunarlar fakat kendilerinin ceplerinden beş kuruş eksilmesine tahammül etmeyen çelişkiler dünyasında fink atarlar. AKP’nin dinciler ile beraber tuttuğu yol yakınlığından olsa gerek, sık sık dini öne sürerek kendilerinden olmayanlara karşı sanatına, giyimine, kuşamına, hayat tarzına varıncaya kadar karışmayı kendince vazife bellemişler. Memleketin imar ve ıslah edilmesi icap eden bir sürü öncelikler varken dinciler arasından birileri çıkıp kadınlar erkekler hakkında ithamlarda bulunup kendilerinde olmayan ahlak dersi vermeye yelteniyor. Bu dinci imam vaaz kürsüsüne çıkmış, haddini aşarak racon kesmiş; "Bak sokaklar ne hale geldi! Kasap dükkânı gibi. Et görmekten içimiz dışımıza çıkıyor artık. 100 yıl önce dedelerimizin yatak odasında göremediği kıyafetleri biz çarşıda pazarda plajda görüyoruz. Neden? Bu kadınların başında yok mu adamları abileri babaları kocaları? Geçtim helali haramı hadi buna inanmıyorsun. Tamam ateistsin, imanın zayıf... Ya hiç mi kıskanmıyorsun lan? Kızın, karın öyle sokağa çıkarken, video paylaşırken hiç mi vicdanın sızlamıyor? Benim aklım bu işi almıyor. Allah sonumuzu hayretsin” demiş. Kadınların dinciler tarafında öncelikli hedef haline getirilmeleri yeni değil. Çünkü kadının eğitim alması bilinç seviyesini yükseltir. Bilinç seviyesi arttıkça özgürleşir ve kendi iradesiyle hayatını tasarlar. Bu hayat tasarımı medeniyete ulaştırır. Bunun mürşidi yani yol göstericisi bilimdir. Bu yolu bize Büyük ATATÜRK 1924 yılında, “Hayatta en hakiki mürşit ilimdir, fendir”, sözüyle en doğru görüşü aktarmıştır. İşte tam burada dincilerin adi planları istedikleri gibi gitmiyor. Lakin bir başına istediği kıyafetle sokağa çıkan kadın, özgüveni dışa yansıtıyor ve ATATÜRK’ÜN yolunda ilerlediğinin anlamı çıkıyor. Kadınlarımız bu davranışlarıyla erkeklerle her konuda eşit yaşam haklarına sahip olduğunu ispatlıyorlar. Dinciler, Atatürk’ün “İlmi hür, irfanı hür, vicdanı hür” nesiller yetiştirme anlayışının çok uzağında kaldıklarından, dünyadaki yaşam hak ve standartlarının nereye ulaştığını idrakten yoksunlar. Dün de cahillerdi, bugün de aynı cehaletin murisleridirler. Yaşadıkları kapkara sokaklarına girecek küçük bir ışık hüzmesinden korkuyorlar. Ne yazık ki; Türkiye yoğunlaşmış dinci cehaletle mücadelede çok başarılı olamadı. Bugün yaşadığımız sıkıntıların temelinde bu cehaletten nemalanan bağnaz ve kurnaz çevrelerin doymak bilmez iştahlarını durduramamakta yatıyor. Ne paraya, ne makama ne de konfora doymak bilmeyen yarış halindeki çağdışı zihniyete prim veren siyasi irade ülkeyi bu raddeye getirdi. Bu yüzden dinimizi, sade ve saf din olarak idrak etmek yerine, siyasi ve iktisadi emellerinde kullanılmak üzere suiistimal edilen araç haline getiren güruhlar çoğaldı. Bir asır önce dünya ile bizim aramızda neden büyük uçurumlar bulunduğunu çok iyi tahlil eden ve öneri sunan Önderimiz ATATÜRK’ÜN söylemine dikkatinizi çekerim: “Biz her görüş açısından medenî insan olmalıyız. Çok acılar gördük. Bunun sebebi dünyanın vaziyetini anlamayışımızdır. Fikrimiz, düşüncemiz, tepeden tırnağa kadar medenî olacaktır. Şunun bunun sözüne ehemmiyet vermeyeceğiz. Bütün Türk ve İslâm âlemine bakın; düşüncelerini, fikirlerini medeniyetin emrettiği değişiklik ve yükselmeye uydurmadıklarından ne büyük felâket ve ıstırap içindedirler. Bizim de şimdiye kadar geri kalmamız, en nihayet son felâket çamuruna batışımız bundandır”. Ve Aziz ATAM devam eder: “Mutlaka ileri gideceğiz; çünkü mecburuz. Millet açıkça bilmelidir, medeniyet öyle kuvvetli bir ateştir ki, ona kayıtsız olanları yakar, mahveder. İçinde bulunduğumuz medeniyet ailesinde lâyık olduğumuz yeri bulacak ve onu koruyacak ve yükselteceğiz. Refah, mutluluk ve insanlık bundadır. Medenî olmayan insanlar, medenî olanların ayakları altında kalmaya maruzdurlar” Medeniyetin ışığıyla aydınlanan milletlere bakınız, elde ettikleri eşitliğe, huzura ve refaha imreneceksiniz. Öte yandan dinci cehaleti adeta kutsayan yobazların karanlık dünyalarına bakınız; ayrımcılığı, şiddeti, talanı, vurgunu görecek ve iğreneceksiniz. ismail1karaoglan@gmail.com


Bu yazı 204 defa okunmuştur.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
nöbetçi eczaneler
ÇOK OKUNAN HABERLER
HABER ARŞİVİ

Web sitemize nasıl ulaştınız?


HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google RSS
YUKARI