Bugun...


İsmail Karaoğlan

facebook-paylas
Yakın Tarihimiz ve Sultan Vahdettin
Tarih: 20-09-2022 23:32:00 Güncelleme: 20-09-2022 23:32:00


Dünya tarihi, kurulmuş ve yıkılmış devletlerin yazıldığı sonsuz sayfalarla doludur.
 
Gelmiş geçmiş nice İmparatorlukların, Krallıkların, Hükümdarların, savaşların ve barışların süreçlerini tarafsız, otoriter tarihçilerden öğrenebiliyoruz.
 
Bizde merhum Halil İnancık’ın tarihçilerin kutbu olduğu tartışma götürmez şekilde genel kabul görür.
 
Bazı tarihçilerin ihtisas alanları vardır. Kimileri Osmanlı tarihini derinlemesine araştırarak yazar, kimileri İnkılap ve 
 
Cumhuriyet tarihine daha çok merak sarar. Kimileri askeri tarihe ağırlığını verir, kimileri sivil devlet tarihine dikkat kesilir.
 
Dünya tarihini bırakın bir tarafa; kendi tarihimizle ilgili bilgilerimizin yetersiz hatta cılız olduğunu üzülerek söylemek gerekir. Çünkü kendimi bildim bileli tarihimiz ile ilgili tartışmalar makulün ve hakikatin sınırlarından taşarak cereyan eder.
 
Yarım yamalak bilgilerle, kulaktan dolma duyumlarla tarih uzmanıymış gibi ahkâm kesenlerin söylemlerine inanırız.
 
Bir başka inanç sebebimiz, tarihimizin politize edilmesinden kaynaklanıyor. Her politik görüş, tarihi kendi ideolojisine yakın bulduğu taraftan kendi lehine olacak şekilde yontuyor, biçimlendiriyor ardından taraftarlarını kendine çeken araç olarak kullanıyor.
 
En son tarih tartışması İzmir’in kurtuluş günü münasebetiyle yeniden önümüze serildi. İzmir Şehremini’nin konuşmasında Büyük Atatürk’ün şahsen yazdığı ve 1936 yılında meclis açılışında bizzat okuduğu Nutuktan alıntılayarak,"100 yıl önceydi bu toprakları yönetenler gaflet, delalet ve hatta hıyanet içindeydi. Gençleri, kadınları, çocukları, geleceği hiç düşünmediler. Sadece saraylarındaki saltanatı korumak için bütün bir milleti ateşe attılar. 
 
İnsanlık onurumuzu, bağımsızlık tutkumuzu ve yaşam hakkımızı ayaklar altına aldılar ve teslim oldular”.  Sözlerini duyan iktidar taraftarları vakit kaybetmeden tarihi kendilerince yorumlayıp kılıçlarını kınlarından çıkararak taarruza geçtiler.
 
Neymiş; Osmanlı ecdadımıza hakaret edilmiş.. Haddini bilmeliymiş.. Hiç kimse şanlı Osmanlı ecdadımıza dil uzatamazmış..
 
Siyasiler tarih üzerinden ideolojilerine yakın buldukları tarafları budayıp hakikatleri eğerek kendi aralarında kavga ededursun. Lakin tarihi istismar ederek, memlekette her şey güllük gülistanlık, hiçbir yerde çözmeleri gereken bir sorun yokmuş gibi davranadursunlar.
 
Tarih istisnasız hepimizin geçmişidir. Biz toplum olarak günahı ve sevabıyla tarihimizin varisiyiz. Tarihi doğru okuyup bundan ilham ve ibret aldığımız ölçüde hem şimdiki zamanda hem de gelecek zamanda hata yapma ihtimalimiz azalır.
 
Tarihi doğru okumak, hiçbir ideolojik saike tesir olmadan yorumlamak esastır. Tarihi aslına uygun yazmak tarihçilerin, okumak da okurların vicdan cevherini ortaya çıkarır.
 
Tarihi gerçekler, birçok değişik kaynakların enine boyuna taranmasıyla öğrenilir.
Hiç kimseyi yargılamadan kendi vicdanımıza sığınarak soralım: Tarihimizi ne kadar biliyoruz? 
 
Osmanlı tarihi denince, dünyanın en büyük ve uzun ömürlü imparatorluklar akla gelir.
 
Osmanlının siyasi tarihi beş dönemden oluşur: .Kuruluş devri, Yükselme devri, duraklama devri, gerileme devri ve nihayetinde dağılma ve yıkılış devri ile son bulur.
 
Yaklaşık 625 yıllık koca bir İmparatorluk devrini toptancı bir şekilde övmek veya yermek tarih bilimi açısından doğru neticeler vermez. Elbette övünecek çok şeyimiz olduğu kadar yerme konusu olan hususları yok sayamayız.
Fatih Sultan Mehmet kendini çok iyi yetiştirmiş ve geliştirmiş çok büyük bir padişahtı. İstanbul’un fethi başlı başına tarihin yeniden yazılmasına kapı açtı.
 
Sultan Vahdettin ile ilgili aynı nitelemeyi yapmak mümkün değil. Elbette dönemler ve imkânlar çok farklıydı.
Sultan Vahdettin’in yeteneksiz, korkak, çapsız olduğunu söylememiz için elimizde çok vesika var. En büyük vesika Atatürk’ün Nutuk kitabında çok açık ve sarih yazıyor.
 
Birkaç paragrafı buraya aktarıp bize ne tavsiye ettiğini ilave ederek yazımı bitireceğim.
 
“ Düşmanının ayaklarına sarılmakta bulanlar, bütün çıkarlarını yalnız kirli bir tahtın çürümüş çökmüş ayaklarına sarılmakta gören, Tevfik Paşa ve benzeri paşalardan kurulu Vahdettin Hükûmetinin, gizli maksatlarını ne olursa olsun kabul ettirmekten başka hiçbir şeyle uğraşmadıkları anlaşılıyordu”
 
“ Millî Mücadele’nin değerini ve etkisini yok etmeye, düşmanların elinde oyuncak olan Vahdettin’in hâkimiyetini sağlamaya, bütün varlıklarıyla çalışmalarına verilecek gerçek anlamın ne olduğunu ben söylemeyeceğim! Onu Türk Milletine ve Türk Milletinin bugünkü ve yarınki kuşaklarına bırakırım.”
 
“Aziz Milletime Tavsiyem Efendiler, sırası gelmişken, aziz milletime şunu tavsiye ederim ki, bağrında yetiştirerek başının üstüne kadar çıkaracağı adamların kanındaki, vicdanındaki öz cevheri çok iyi tahlil etmek dikkatinden bir an geri kalmasın”
 
Büyük Önderimiz Atatürk bu tavsiyeyi 86 yıl önce bize etmişti.
 
Her konuda olduğu gibi, dehanın yine yanılmadığını görüyoruz.
 
 


Bu yazı 16 defa okunmuştur.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
nöbetçi eczaneler
ÇOK OKUNAN HABERLER
HABER ARŞİVİ

Web sitemize nasıl ulaştınız?


HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google RSS
YUKARI